19 : Militarizm
Lütfen tam ekran izleyin. // Please watch in fullscreen mode.
Bağlam
Harika bir Ocak sayısının ardından, biraz gecikmeli de olsa Şubat bağlamı belli oldu. Bağlam önerisi için aynı zamanda bir Horaley katılımcısı olan Senem Gökçe’ye teşekkürler.
Artık sol tarafta gördüğünüz Bağlam Makinesi‘ni kullanarak, siz de ilerki sayılar için bağlam önerisinde bulunabilirsiniz. İster bir kavram, ister bir görsel, isterseniz bir ses dosyasını da önerinize eklemeniz mümkün.
Şimdi sözü Savaş Karşıtları organizasyonundan Oğuz Sönmez‘e bırakıyoruz. Kendisi aşağıdaki metni Horaley için kaleme aldı. Şubat ayı bağlamı Militarizm, eserlerinizin teslimi için son tarih 10 Şubat.
———————————————————————————————————————————————
1789 Fransız İhtilali, feodalizmin çöküp, kapitalizmin tarih sahnesine çıktığı bir milat olarak adlandırılır.
Böylece burjuvazi, devrimin en büyük kitlesel gücü olan köylülere, bir “ulus devlet”in sınırları içinde, bir “ulus”un “özgür yurttaş”ları olmayı sundu. Elbette bu ulus devleti ve sınırlarını korumanın küçük bir bedeli vardı: “Vatandaş orduları”na katılmak. Böylece dünya, son 200 yılda, değişik biçimlerde de olsa, bugün için çok normal bir işleyiş olan “zorunlu askerlik” uygulamasına geçti. Yaklaşık 150 yıl once de militarizm kavramı, modern bir kavram olarak literatüre girmiş oldu.
Militarizm, kısaca; askeri sistemin ve askeri anlayışın tüm toplumsal yaşama egemen kılınmasını ifade eder. Anti-militarizm ise bu sistem ve anlayışa karşı çıkar.
Savaş; insan, toplum ve doğa için bir yıkımdır. Anti-militarizm savaşın her türlüsüne, “kirli-temiz”, “haklı-haksız” demeden “ama”sız ve “fakat”sız karşı çıkar. Bu anlamda tutarlı bir savaş karşıtlığıdır.
Politik, ahlaki ve dini gerekçelerle savaşa karşı çıkan ve savaşın bir unsuru olmayı reddeden vicdani retçileri sonuna kadar destkler.
Bilim ve sanayi ile bütünleşen ve onları egemenliği altına alan askeri endüstriye, dünyayı bir kaç kez yıkıma ve yokoluşa uğratabilecek kadar devasa büyüyen nükleer, kimyasal ve biyolojik her türlü kitlesel ve bireysel silahların üretim ve transferine de karşı çıkar.
Ulusal ve uluslararası militarist yapı ve organizasyonlar, baş aktörler olarak süreci daha da hızlandıran, güçlendiren bir işleve sahiptirler ve tabi ki dağıtılmaları gerekir.
Militarizmin ideolojisi milliyetçiliktir. Ulus devletin korunması anlamında başka uluslara düşmanlık ve nefret üreten şoven ve faşizan anlayışları da sürekli besler.
Militarizm erkek egemen anlayışa dayanıp, kadın, eşcinsel ve sakat ayrımcılığını sürekli yeniden üretip, toplumun bütününe yayar.
Şehitlik, şahadet gibi dini duyguları kullanarak ölümü kutsayıp, normalleştirir. Şiddeti toplumsal yaşamın bütün alanlarına yayıp, sorunların çözümünde geçerli bir araç haline getirir. Böylece şiddet kültürü yaşamı şekillendirir.
Anti-militiarizm, savaşa karşı barışı savunurken onu bir zaferin sonrasına ertelemez. Barışçıl yaşamı bir yaşam kültürü olarak ele alır ve gidilen yolun kendisi olarak görür.
Şiddeti bir bütün olarak sorgular. Tüm toplumsal etkinliklerde şiddetten arınmış itaatsizlik yöntemlerini kullanır. Sorunların çözümünde çoğunluğun azınlık üzerinde egemen olmasını ya da orta bir yerde uzlaşmayı değil, bir ileri noktayı hedefleyen konsensus yöntemini uygular.
Militarizm, yalnızca savaş ya da siyasete egemen olmaya çalışan apoletli bir yaşamdan ibaret değildir. Toplumun tüm yaşamına -muhalif külture bile- sinmiş bir anlayıştır. Anti-militarizm, toplumsal yaşamımızda da varolan, tahakküm, egemenlik, itaat, hiyerarşi gibi kavramaları da sorgulayıp, bunları aşacak farklı bir yaşamın olabileceğini savunan tutarlı bir özgürlük anlayışıdır da.
12.01.2009
Oğuz Sönmez
